Koyumuzden Resimler

Datso Gallery Preview Module
Quoc-Huy

Duyurular

12-13 Nisan 'da yapılan ağaç dikimi ile ilgili resimler sitemize eklenmiştir.

Resim galerisinde insan manzaraları kategorisnden ulaşabilirsiniz

...
Anasayfa arrow Hikayeler arrow Büyüğün sözü Sınırı olmayan
Büyüğün sözü Sınırı olmayan
Çarşamba, 25 Mart 2009

         Dünyada bir birine benzeyen iki insanın olmadığı gibi, ömürleri ve yaşam şartları da birbirine benzemez. Her insanın doğuştan aldığı vasıflarla, dünyaya bakış açısı farklıdır. Bir aileyi ele alacak olursak, ailenin içinde yaşayan çocukların hiç biri diğerine benzemez. Çocuklar aynı evde aynı anne baba tarafından yetiştirildiği halde kalıptan çıkmış gibi birbirinin aynı değildir. Onun için her bir çocukla ayrı arı ilgilenmek gerekir. Her birinin eğitimi için farklı yöntemler uygulayarak ilgilenmek gerekir. Peki, bu çocuklara nasıl yaklaşmalı nasıl eğitmeliyiz? Bu konuda ne yapmalı diye endişelenenler yalnız anne ve babalar değil, çocukların sağlıklı eğitimi, konusuyla ilgilenen herkesi düşündürmektedir.

          Yaşadığımız yüzyılın bir birine girmiş, çok karışmış geleneklerine ve kültürlerine bakacak olursak, eğitim için çok ciddi tercihler yapmak gerekir. Her istediğini ele geçirmek isteyen çocuğa (bu duygu bütün insanlarda vardır) her istediğini karşılamak doğru değildir, o istekleri yerine getirme gücün olsa dahi. Çocuğa, giydirdiğini elbisesi, verdiğin ekmeği, isteğini görev olarak kabul ederek yetişirse, çocuğun geleceği için daha uygun olur. Böyle bir durumu gerçekleştirebilmek için, çocuğun eğitimine küçük yaşlardan başlanmalıdır. Adıgeler boşa söylemediler: «Чы щ1ык1э къымугъэщар бжэгъу хъуа нэужь къыпхуэгъшыжынукъым-Çış'sıke kımuğaşar bjeğu khua nevıj kıpxueğaşıjınukım» şıvgınken eğmediğini, sırık olunca eğemezsin. 
          Küçük yavru gözlerini dünyaya açar açmaz o dakikalarda eğitmeye başlayacaksın,  herhangi bir sebeple zaman geçirdinse geç kaldın. Anne baba ata soyundandır, sözünü bilmeyen çocuk o andan itibaren bize karşı tavır alır, canının istediği ve istemediği şeylerle isteklerde bulunmaya başlar. Bildiğiniz gibi kâğıda ne yazarsan, o kâğıttan onu okursun. Tıxılımpem sıt yıptxemi araş kiptxikijınur. Çocukta öyle senin verdiğine göre yetişerek büyüyecek öyle bir insan olacak. Onun için bu konuda uzman kişilerde eğitime erken yaşta başlanmalı ve dikkatli davranmalı diyorlar. 
        Çocuğa küçük yaşlardan itibaren, yaşına uygun değişik kaynaklardan hikâye ve masallar okumak anlayış yeteneğinin gelişmesinde etkin rol oynar. Çocuğun dili ve düşünce yeteneği de gelişecektir. Çocuğun yaşı ilerledikçe kabiliyetinin de gelişmesi gerektiğini unutmamalıyız. Çocuğun kabiliyetinin, yeteneklerinin yaşına uygun olarak gelişip gelişmediğini izlemek gerekir. Bir işi tam olarak başardıklarında onlara karşı güzel sözlerinizi esirgemeden, çocuklarınızı sevindirin. Ondan sonra daha canlı,  daha istekli olarak çalışacaktır. 
        Küçüklerin yaşlarının büyüdüğü gibi, yaramazlıkları da (bzace-bzage anlamında) gelişir. Çocukların kendilerinde, isteklerini ele geçirmek için farklı yeni yöntemlere başvurduklarını görüyoruz. Tabi bu arada şunu ifade edelim,  çocukların her istediklerini yerine getirirseniz sonradan pişman olduğunuz durumlar olabilir. Hatırlanması gereken bir durumda, biz yetişkinlerin çocuk eğitiminde yaptığımız hataların sonucunu, kişiliklerine yerleşmiş onlardaki yanlış davranışlar olarak görüyoruz. Bir kısım insanlar hazır bekler, onların ağzından çıkan her isteklerini sevinerek yerine getirmek için. O şekilde yerine getirilen isteklerin çoğu hatalı oluyor. Ancak, geçen zamanın geri gelmediği gibi, yapılan o hataların arkasından uzanmanın da bir yararı olmuyor. 
        
Hangi çocuk olursa olsun karnı tok, açık çıplak yeri olmadan giydirerek büyütmek, her anne ve babanın önemli görevlerinden biridir. Onu giydirip yedirmenin yanında, bedenen ve ruh yapısı sağlıklı, anlayışlı, saygılı, acıma ve utanma duygusu olan bir birey olarak yetiştirmeye de dikkat etmeli. Üzülerek ifade ediyoruz bu düşünceler yeteri kadar dikkate alınmaz oldu. Unutmayalım doğuranlarla doğanlara, akraba ve komşulara saygı sevgisi olan, büyük ve küçüğünü bilerek yetişen kişilerden iyi insan olur. 
 
         Gelecek gülerin sahibi olarak güvendiğimiz şimdiki gençliğimizin acaba normal ölçüler içinde, yüzde kaçı kadınlara, büyüklerine, yaşlılara saygılıdırlar? Günümüzde bunu anlamak çok kolaydır. Günlük yaşantımızda caddelerde, otobüslerde, troleybüslerde yaptığımız yolculuklarda görebiliriz. Böyle yerlerde insanlar arasındaki münasebetlerde kendi kültüründen yoksun, yeteri kadar terbiye görmemiş, aklı oturmamış gençlerin hataları gözle görülebiliyor. Büyüklerin çoğu bu gördükleri hataları görmezlikten gelerek, bir kısmı da umursamadan görüp geçiyor. «Зы­хуэ­мышыIэр пщтырафэщ - zıxuemışıar pıştırafeş» dedikleri gibi, tez canlı olduğum için öyle durumlarla karşılaştığımda, hata(yemuk) yapan gençlere bir şeyler söylemeden geçemiyorum.
          Her şeyden önemlidir, çocukların çevrelerinden gördükleri. Büyükler kendi aile çevrelerinde ve başka yerlerde davranışlarında kendinden küçük olanlara iyi örnek olmalıdır. Küçükler bulundukları ortamları gözlemleyerek yaşadıklarına göre bilinçli veya bilinçsiz, değişik davranışları örnek alacaklardır. Büyükler çok dikkatli davranmalıdırlar. Yaşadıkları ortamlarda, konuşmalarda, hal ve hareketlerinde kendi kendilerini kontrol etmelidirler. Biraz etrafımıza baktığımızda küçüklerin bizim çoğu davranışlarımızı örnek aldıklarını görebiliriz. O temiz kalpli çocuklar yalanla gerçeği çok güzel ayırt ediyorlar. Kendilerine açık yürekli olarak dürüst davrananlarında farkındalar. Gördüklerinden çoğunu da davranış olarak kazanıyorlar. Onlarla muhatap olduğumuzda dikkatli davranmalıyız. Evlatlarda, kişinin kendisine duyduğu saygı kadar saygı göstereceklerdir. Kendine layık gördüğün yeri sana layık göreceklerdir. Adıgelerin bu konuyla ilgili anlamlı sözleri vardır. «Гупсыси псалъэ – düşünde konuş», «Нэ илъагъу Iэ ещIэж – gözün gördüğünü elde bilir», «Уи быныр уи лъагъуэ ирокIуэж – evladın senin izinde yürür» 
 
            Yaşantımızdan aldığımız örneklere bakarsak, çok çocuğun olduğu evlerde, küçükleri yetiştirmek daha kolay oluyor. Böyle ailelerde yetişen çocukların davranışları daha tutarlı, acıma duyguları olan ve daha anlayışlı olan çocuklar olarak yetişiyorlar. Bir iki çocuğu olan aileler onların her istediklerini yerine getirerek onları şımartıyorlar, huysuz yetişiyorlar. (зыхуей псори хуа­щIэурэ ягъэудафэ – zıxuey psori yaşevre yağavdafe). Anlaması belki bazıları için zor olabilir ama bizim devletimiz çok çocuklu ailelere teşvikler vererek, büyük ailelerin oluşmasını desteklemektedir. Bir çocuk yüz çocuk her ne ise de yetiştirdiğimiz çocukların, aklı başında, saygı ve sevgiden anlayan, çalışkan, dürüst, bilgili kültürlü yetiştirmek için, aile çevre ve devlet olarak üzerimize düşen görevleri tam olarak yapmalıyız. Başta bu görev anne babaya düşmektedir.
            Bulunduğun şartların zorlukları hangi durumda olursa olsun, çocukların karşısına gerçeklerle çıkmalıdır. Geçeğin önüne hiçbir şeyi geçiremeyiz. Gerçek çok güçlüdür. O gözü oysa da, kalbi kırsa da, gerçeği söylemek gerekir. Evin mal mülkle ilgili olarak, varlığının miktarını az veya çok, getirdikleri geliri, nasıl çoğaltılabileceğini çocuklardan gizlememek gerekir.
 

             Gençliğin düzgün yetişmesi için bulunduğu gurup, eğitim aldığı yerler, zamanını geçirdiği işyerlerinin de önemi çok büyüktür. Eskiden gençlerin bir araya geldikleri toplantılarda düğün v.s. gibi yerlerde Adıge xabzeleri tam olarak uygulanırdı. Herkes o toplantılara güzel ahlakını xabzelerine göstererek girer çıkardı. Olumsuz davranışların hiç hoş karşılanmadığı herkes tarafından bilindiğinden kimse kendini küçük düşürmezdi. Kadın erkek herkes güzel ahlakıyla toplantılara girer çıkardı. Şimdi giyim olarak, davranışlar olarak o değerler çok değişti.   

            Günümüzde televizyonlardaki olumsuz yayınlar, çocuklarımızı düzgün eğitebilmenin temelini kaydıran sebeplerden biridir. Biz büyükler olarak bazı televizyon yayınlarına bakamayıp başımızı çevirdiğimiz zamanlar oluyor. Ancak o yayınları gençler normal bir yayınmış gibi, dalmış bir vaziyette izleyebiliyorlar. Gençlerin işsiz kalması onları olumsuzluklar içine sürükleyen etmenlerden olduğu için işsizlik durumu biz büyükleri düşündürüyor. Bu durum ülkeyi yöneten yetkililerin en büyük sorumlulukları arasındadır.
             Bildiğiniz gibi eğitim çok yönlü, sınırı olmayan önemli bir olgudur. Eğitimin başlangıcı var ama sonu yoktur.  
                                        Nalo Kare eğitimci.Çeviri Atalık Rafet
 
Sonraki >