Koyumuzden Resimler

Datso Gallery Preview Module
Quoc-Huy

Köşe Yazarları

Hasan Kuyumcu
Yazarın Son Ekledikleri

Yazarin toplam 1 yazisi bulunuyor. Tüm yazilarini görmek için tiklayin. Tüm Yazıları (1)

Duyurular

13.07.2010 Yaşar Yıldırım(Duran, Turcan Yıldırım'ın kardeşi) Ankara Yenimahallede Düğünü olaçaktır.

...
Anasayfa arrow Xabze arrow Bir Kuş uçtu penceremden
Bir Kuş uçtu penceremden
Salı, 02 Eylül 2008

BİR KUŞ UÇTU PENCEREMDEN 

 Mevsim Sonbahardı. Sabahın ilk ışıkları büyük basma çiçekli perdenin kenarından gözlerime vuruyor. Hiçte kalkasım gelmiyor yer yatağımdan. Güneş ışıklarından fazla etkilenmemek için perdeyi düzeltsem de diğer tarafı açılıyor pencerenin. Perde, bir başka pencereden alınıp bu pencereye uydurulmuş olacak ki düzenli de kapatmıyor her tarafı. Güneşe inat biraz daha uyumak istiyorum ama uykum kaçtı. Çaresiz kalkmam gerekiyor. Perdeyi takılı olduğu korniş vazifesi gören çamaşır ipinden yana doğru çekerek açıyorum. Aniden kamaşıyor gözlerim güneşin etkisiyle. Gözlerim güneşe alışınca güneş gibi parlayan bir başka şeyi fark ediyorum penceremde. Tarifi imkânsız güzellikte olan güvercine benzeyen ama şimdiye kadar hiç görmediğim bir kuş bu. Olmayacak şey. Onunla göz göze geliyorum. Duruşu masum. Bakışları oldukça manalı. Acaba bir şeyler anlatmak istiyor da ben mi anlamıyorum. Bir müddet karşılıklı bakışıyoruz. Acelesi var sanırım. Bu ışıltılı ve kanatlı şey uçmakla uçmamak arası bir hareketle göklere yükselmeye başlıyor ve gözden kayboluyor.*****

Her tarafından güneş sızan, açarken hep gıcırdayan evin dış kapısından dışarı çıkıyor, kapının önündeki kuyudan su çekerek yüzümü yıkıyorum. Ah annem yüzümü yıkamadan kahvaltıya otursam ne olur yani? Bak su ne kadar soğuk diye de homurdanıyorum bir taraftan.

Her sabah aynı olmasa da benzer şeyler olur kahvaltıda. Bu sabah nasibimizde Peynir, haşlanmış yumurta, kuşburnu reçeli, çay ve bayatlamış olacak ki annemin fırında ısıttığı sıcak bazlama ekmeği var. Sabahları kıtlıktan çıkmış gibi saldırırdım. Bu sabah hiç iştahım yok. Düşünceliyim. Gözlerim uzaklarda bir nesneye takılıyor hep. Annem yukarı mahallede devam eden düğüne bir şekilde kaytarıp gitmek için plan kurduğumu zannetse de, ben ben değilim bu gün. Üzerimde tonlarca ağırlık var gibi. Annemin ısrarına rağmen yer sofrasından kalkmak istiyorum. Hiç olmazsa şekerle doldurduğun çayını iç diyor. Annemin elinden kurtulmak için ılık çayı nazlanarak içiyor ve dışarı çıkıyorum.

Ahırın çatısına çıkıp güvercinlerimi kontrol ediyorum. Her sabah eksik var mı?  Bizim ala kedi yine nasiplenmiş mi diye sayardım. Bu sabah hiç bir şey umurumda değil. Aradığım baktığım şey farklı. Ama o yok içlerinde. *****

Öğle ile ikindi arası bir vakitte yukarı mahalledeki düğünü izlemek için düğün evine gitmek üzere evden çıkıyorum. Daha önce sözleştiğimiz gibi sınıf ve sıra arkadaşım Serhat’la buluşacağız. Bu gün çalan davul ve zurna da çok farklı geliyor kulaklarıma. Rahatsız ediyor. Halay çekenlerin hareketleri farklı, attığı naraları itici geliyor. Daha dün akşam, büyüsem de bende bunlar gibi halay çeksem diye imrenerek izleyen ben değilim sanki.

Serhat’la büyük bir taşın üstüne oturmuş hem çoraplarımıza ilişen kılçıkları ayıklıyor hem de benim sabah penceremde gördüğüm güvercini anlatıyorum. Hayret! Serhat hiç böyle değildi. Aslında çok hareketliydi. Sözümü kırk defa kesmesi gerekirdi. Sınıfta da öyleydi. Öğretmenimizin uyarılarına rağmen hem parmak kaldırır hem de bağıra bağıra her soruya cevap verirdi. Bugün beni hep dinledi nedense. Tekrar tekrar anlattırdı. Gözlerime bakarak Güvercin beyazdı değil mi dedi. Evet. Çok beyazdı. Hem de sütten daha beyazdı diye cevap verirken göz göze geliyorum Serhat’la. Tuhaflaşıyorum. Gelişi güzel uzamış saçlarımın diken diken olduğunu hissediyorum. İçime ılık ılık şeyler akıyor. Aman Allahım! Bu bakışlar bana yabancı değil.

Halay başını çeken ve damadın küçük kardeşi olan ağabeyin attığı silah sesiyle kendime geliyorum. Serhat uçtu sanki. Halay çenklerin ayaklarının altında boş mermi kovanı toplamaya başlamış bile. Atılıyorum bende. İkimizde dizlerimizin üzerinde yürüyerek toplamaya başlıyoruz.