| Bir Kuş uçtu penceremden |
| Salı, 02 Eylül 2008 | |
|
Sayfa 1 in 2 BİR KUŞ UÇTU PENCEREMDEN Mevsim Sonbahardı. Sabahın ilk ışıkları büyük basma çiçekli perdenin kenarından gözlerime vuruyor. Hiçte kalkasım gelmiyor yer yatağımdan. Güneş ışıklarından fazla etkilenmemek için perdeyi düzeltsem de diğer tarafı açılıyor pencerenin. Perde, bir başka pencereden alınıp bu pencereye uydurulmuş olacak ki düzenli de kapatmıyor her tarafı. Güneşe inat biraz daha uyumak istiyorum ama uykum kaçtı. Çaresiz kalkmam gerekiyor. Perdeyi takılı olduğu korniş vazifesi gören çamaşır ipinden yana doğru çekerek açıyorum. Aniden kamaşıyor gözlerim güneşin etkisiyle. Gözlerim güneşe alışınca güneş gibi parlayan bir başka şeyi fark ediyorum penceremde. Tarifi imkânsız güzellikte olan güvercine benzeyen ama şimdiye kadar hiç görmediğim bir kuş bu. Olmayacak şey. Onunla göz göze geliyorum. Duruşu masum. Bakışları oldukça manalı. Acaba bir şeyler anlatmak istiyor da ben mi anlamıyorum. Bir müddet karşılıklı bakışıyoruz. Acelesi var sanırım. Bu ışıltılı ve kanatlı şey uçmakla uçmamak arası bir hareketle göklere yükselmeye başlıyor ve gözden kayboluyor.***** Halay başını çeken ve damadın küçük kardeşi olan ağabeyin attığı silah sesiyle kendime geliyorum. Serhat uçtu sanki. Halay çenklerin ayaklarının altında boş mermi kovanı toplamaya başlamış bile. Atılıyorum bende. İkimizde dizlerimizin üzerinde yürüyerek toplamaya başlıyoruz. |